21 Nisan 2014 Pazartesi

Joshua Bell’in Metro İstasyonundaki Keman Çalma Hikayesi


Dünyaca Ünlü Keman Virtüözü

Joshua Bell’in Metro İstasyonunda

Keman Çalma Hikayesi..





Joshua Bell dünyaca ünlü bir keman virtüözü. Beş yaşında kemanla tanışan Bell, on dört yaşında Philadelphia Orkestrası ile ilk solo konserini vermiş.

Dahi çocuk tanımına çok uygun bir çocukluk geçiren ve 1967 doğumlu olan Joshua Bell, Grammy ödülü kazanmış ünlü bir virtüöz olarak müzik hayatına devam ediyor.

Hikaye 2006 yılında Washington Post gazetesinin Joshua Bell’e yaptığı bir teklif ile başlıyor. Aslında bir deney gibi planlanan bu teklifte Joshua Bell, L’Enfant Plaza metro istasyonunda konserlerinde de kullandığı, değeri 3.5 milyon dolar olan kemanı ile çalıyor, devamında ise neler olduğunu hep beraber görelim…

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir
adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..



Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.



Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı… Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine
  yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; “Sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz?” idi…
….
Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

 Alıntıdır..

 

2 yorum:

  1. İnsanların müziğe bakış açısı sizce de burada çok belli etmiyor mu kendini? Paylaşım için teşekkürler. Keman Kursu İzmir

    YanıtlaSil
  2. Benim düşüncem yazıda da belirttiğim gibi öncelik sırası , birçok insan işe yetişmek zorunda olduğu için bu güzel olayın farkına dahi varamıyor,
    Sizlere de tabi ki katılıyorum bakış açısı da çok önemli bir etken...sadece müzik olarak değil sanata, sanatçıya, emeğe,vs diye daha da detaylandırabiliriz.
    yorum içinde ayrıca teşekkürler

    YanıtlaSil